ved-kisisel-gelisim-egitimleri

Dikkat Eksikliği

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) öğrencinin ders dinlemesini, çalışma performansını ve sorumluluk becerisini negatif yönde etkileyen bir sorundur. Dikkat eksikliği eksiklikten çok birden fazla zihinsel işlevdeki bozulma anlamına gelmektedir. DEHB ile ilişkili kontrolsüz davranışlar, sürekli eleştirilmeleri ve dikkat sorunu doğrultusunda düşen akademik başarıları, zaman içinde bir özgüven problemine yol açmaktadır.

Belirtileri

  • Unutkanlık
  • Dalgınlık
  • Dağınıklık
  • Tembellik, Sorumsuzluk
  • Motivasyon düşüklüğü
  • Sürekli TV seyretme ya da bilgisayar oyunu oynama
  • Zamanı verimli kullanamama (ödev, ders çalışma, sınav)
  • Umursamazlık
  • İnce ve kaba motor becerilerinin gelişmemesi
  • Çabuk sıkılma
  • Erteleme ve öteleme
  • Komuta (zamanında) uymama, duymamazlıktan gelme

Algılama Bozukluğu

Algı, psikoloji ve bilişsel bilimlerde duyusal bilginin alınması, yorumlanması, seçilmesi ve düzenlenmesi anlamına gelmektedir. Gelen bilgileri işleyerek belirli bir yapı ve organizasyona sokma işlemidir. Algı daha önceki deneyimleri ve öğrenme süreçlerini de içermektedir. Çeşitli nedenlerden dolayı kişide algılama sorunları yaşanabilir. Algılama sorunlarının altında birçok neden yatmaktadır. Bunlar; beyin yorgunluğu, uyku düzensizliği, ısı ve ışık değişimleri, aile içi iletişimsizlik, gelecek kaygıları, konsantrasyon bozukluğu gibi nedenler algılamayı güçleştirmektedir.

Dil ve Konuşma Bozukluğu

Dil ve konuşmayla ilgili bozukluklar da birbirinden farklıdır. Bir kişi diğerlerini anlamakta, düşüncelerini paylaşmakta güçlük çekiyorsa bu durum dil bozukluğudur. Eğer bir kişi konuşmada sesleri düzgün veya akıcı telaffuz edemiyorsa bu durum konuşma bozukluğudur.

Konuşma bozuklukları, konuşma sırasında ağızdan çıkan seslerin anlaşılmaz ya da yanlış olarak telaffuzu, konuşmayı sağlayan organların doğru hareket ettirilememesi ya da kontrol-koordinasyon bozukluğu sonucunda iletilmek istenen mesajın doğru olarak iletilememesidir.Bireyin dil ve konuşma problemi daha ayrıntılı analiz edilebiliyor ve dilin hangi bileşeninde ya da konuşmanın hangi bölümünde ne kadar bozukluk olduğunun saptanmasıyla bireye uygun program hazırlanmaktadır.

Öğrenme Güçlüğü

Akademik (okuma, yazma, aritmetik) konuşma ve motor becerilerde zeka geriliği olmaksızın yetersizlik ile kendini gösterir. Bir çocuğun zekası normal ya da normalin üstünde olmasına rağmen dinleme, düşünme, anlama, kendini ifade etme, okuma-yazma veya matematik becerilerinde yaşıtlarına ve zekasına oranla düşük başarı göstermesidir.

Öğrenme Güçlüğünün Belirtileri

  • Dikkat sorunları
  • Koordinasyon sorunu
  • Görsel algı sorunları
  • Görsel figür-zemin ayırt etmede güçlük çekerler.
  • Zaman sorunu
  • Sosyal-duygusal davranış sorunları
  • Akademik beceri bozuklukları

Sosyal Uyumsuzluk

Çocuk, doğduğu andan itibaren yaşama uyum gösterme çabası içindedir. Her çocuk sürekli değişen uyaranlara, kendi yaş grubundan beklenen davranışlara, sınıf arkadaşları veya yetişkinlerle kurulan ilişkilerin gereklerine uygun davranmak durumundadır. Sosyal uyum ve iletişim sorunu çocuğun sosyal ortamlarda ilişki ve iletişim kurmakta yaşadığı güçlükleri kapsar. Çocuk arkadaş edinirken, arkadaşlığını devam ettirmeye çalışırken, çevresinde olup biten davranışları anlamlandırırken güçlükler yaşayabilir. Karşısındaki kişinin sözel ve sözel olmayan iletişimi (mimik, jest gibi) kavramaya çalışırken sıkıntılar yaşayabilir.

Ancak sosyal uyum ve iletişim sorunu yaşayan çocuklar;

  • Kendi duygularını değerlendirmek ve ifade etmekte
  • Kendilerinden beklenenleri anlamakta
  • Farklı zamanlarda öğrenmiş oldukları kuralları benzer bir durumda uygulamakta
  • Diğer kişilerin duygu ve düşüncelerini anlamakta
  • Sosyal kurallarla ilgili bilgileri eksik olduğu için sosyal ipuçlarını doğru yorumlamakta
  • Yaşadıkları olaylardan sonuç (ders) çıkartmakta zorlanırlar.
  • Sosyal öğrenmeleri yetersizdir. Sosyal becerilere yönelik açık ve net yönergelere ihtiyaç duyarlar.

İçe Kapanıklık

Dış dünyaya karşı ilgi gösterme ve ilişki kurmakta güçlük yaşayan çocuklar içe kapanık olarak nitelendirilmektedir. İçe kapanık çocuklar, duygu ve düşüncelerini başkalarıyla paylaşmakta sorun yaşarlar. Yeni durumlara uyum sağlamakta, arkadaş edinmede ve grup oyunlarına katılmakta güçlük yaşarlar. Genellikle yalnız oynamayı tercih ederler.Bu özellikteki çocuklar, sessiz ve uslu olduklarından toplumca onaylanırlar. Bu durum çocuğun hoşuna gitmekte ve yetişkinlerin beğendiği bu kimliğe daha çok bürünmektedirler. Gerek sosyal gerekse okul yaşamında içe kapanık olan çocuklar için destek alınmalıdır.

Okul Başarısızlığı

O Günümüzde ebeveynler çocuğunun en iyi ve kaliteli bir eğitim alması için yoğun çaba sarf etmektedir. Okul, çocuğun yaşamındaki ilk toplumsal kurumdur. Okul döneminde çocuk yepyeni bir yaşama başlamış ve farklı tavırlar geliştirme ihtiyacındadır. Bu dönemde aile ve öğretmen tutumları çocuğun okul döneminde başarılı olması açısından oldukça önem taşımaktadır.

Okul başarısızlığı; öğrencinin gerçek yeteneği ile okuldaki başarısı arasında görülen farklılık olarak tanımlanabilir. Okul başarısızlığı gösteren çocukların okul başarıları, gerçek yeteneklerinin altında seyretmektedir. Bu çocuklar, genellikle yeteneklerini kapasitelerinin altında kullanmaya programlanmışlardır. Eğitimde başarısızlık, birikerek çoğalır. Bu nedenle başarısızlığın mümkün olduğunca erken fark edilmesi önemlidir. Okul yıllarının ilk dönemlerinde fark edilen başarısızlık, ilköğretim süresince düzeltilmezse, çocuğun tüm okul yaşamını etkileyebilir.

Okul başarısızlığının başlıca nedenleri

  • Zeka Sorunu
  • Okula Uyum Sorunu
  • Okul Korkusu
  • Davranım Sorunları
  • Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu
  • Öğrenme Bozukluğu
  • Bedensel Hastalıklar
  • Depresyon

Stres

Günümüz insanının en büyük sorunlarından bir tanesi strestir. Stres huzurlu ve rahat olmama sürekli gerilim halinde olma durumudur. Çocuğun doğası gereği yapması gereken işleri rahat yapamaması, sağlıklı ruhsal gelişimini oluşturan temel öğelerden yoksun yetişmesi çocuğun gerginliğini daha da fazla arttırmaktadır. Stresin yaşamınızın hangi alanlarından kaynaklandığını ve o durumda belirgin olarak bizi neyin rahatsız ettiğini, hangi duyguları yaşadığımızı ve bu duygularımızla nasıl tepkiler verdiğimizi gözden geçirmeniz gerekir. Daha sonra da, yaşadığınız bu durumu değiştirmek için ne yapabileceğinizi düşünmeniz sorunun çözümünde önemli bir adım olacaktır.

Unutkanlık ve Hafıza

Bellek (hafıza) beynimizin en önemli bilişsel işlevidir ki öğrenmemizi, birikimlerimizin depolanmasını ve gereğinde geri çağrılmasını sağlar. Çocuklarda görülebilen unutkanlık probleminde unutma yerine ‘hatırlayamama’ “dikkat eksikliği” konsantrasyon güçlüğü” kavramlarını kullanmak daha doğru olur. Unutmanın belirtileri;

  • Depresyon
  • Dikkat eksikliği
  • Kaygı durumları
  • Stresli yaşam koşulları
  • Uykusuzluk
  • Açlık
  • Bir işi öğrenirken birden fazla şeyle uğraşmak
  • Öğrenme ve hafızada tutma tekniklerini yeterince bilmemek
  • Tıbbi tedavi gerektiren anemi, kan şekeri değişiklikleri, vitamin eksiklikleri, tiroid hastalıkları gibi rahatsızlıklar etken olabilir.

Özgüven Eksikliği

Özgüven duygusu, kişiliğin temelini oluşturur. Hem kişinin kendisine ilişkin düşünceleri (zekiyim, sevilen bir insanım), hem bu düşüncelerin yol açtığı duyguları(umutsuzluk, utanç, gurur), hem de bu duygu ve düşüncelerin ifadesi olan davranışları (çekingenlik, dikkat, iddiacılık) içerir. Bebeklik dönemi özgüven açısından kritik bir öneme sahip olmakla birlikte, ergenliğin sonuna kadar gelişim devam eder. Kişinin kendine yönelik olumlu yargılarının olması, kendini ve olayları kontrol edebileceği inancı, kendini sevmesi, yeterli olduğunu düşünmesi ve değerinin farkına varması, kendisiyle barışık olması, kendini olduğu gibi kabul etmesi, kendisini tanıması gibi durumlarla yüzleşmesi özgüvenini artırmakta hayatını kolaylaştırmaktadır.

Çocuklarda korku

Korku, gündelik yaşamı yönlendiren ve yaşamın içinde çok önemli bir işlevi olan,
sevinç ve üzüntü gibi doğuştan getirdiğimiz temel duygulardan biridir. Bu nedenle,
çocukların erken yaşta korku hissini tanımaları onların öncelikle kendilerini
koruyabilmelerine ve gerçek hayata adapte olabilmelerine katkı sağladığı için, gelişim
süreçleri açısından sağlıklı bir adımdır. Başka bir deyişle, çocukların şimdiki
tehlikelere karşı kendini savunmayı ve gelecek tehlikelere karşı da daha temkinli
davranabilmesine yardımcı olur.
Bu durumlar günlük hayatlarını etkilemesi ile birlikte davranışlarına da olumsuz yönde
yansımasına sebep olur. Örneğin; anne ve babalarına gereğinden fazla bağımlı
olmaları, onlardan ayrılırken tedirgin olma ya da güçlükle ayrılmaları, yabancı ve
kalabalık ortamlara uyum sağlayamamaları gibi.
Çocukların yaşadığı yoğun korku hissi, sürekli bir kaygılı olma durumuna yol açtığı
gibi dikkatinin azalmasına ve odaklanma sorunlarına da neden olabilir.

Takıntılar- (Obsessif Kompusif )

Obsesyonlar yani takıntılar kişinin sürekli ve istemsiz olarak onu zorlayan-engelleyen
tekrarlayıcı düşünceleridir. Kompulsiyonlar ise bu tekrarlayıcı düşüncelerin rahatsız
ediciliğinden kurtulmak için yapılan davranışlardır.
Belli bir zaman sonra rahatsız edici bu düşünceler kişiyi tekrar tekrar aynı
davranışları yapmaya iter. Kontrol altına alınamayan okb hastaları zamanla
hayatlarının çok büyük bir bölümünü bu zorlayıcı düşünce ve davranışlara ayırmak
zorunda kalır; sosyal hayatı başta olmak üzere, iş hayatı, akademik hayatı oldukça
zor ve baş edilemez noktaya gelebilir.

Öfke kontrolü

Çocuklarda öfkeli davranışlar genellikle engellenme, istemediği şeyleri yapma,
yorulma, acıkma, kendini ifade edememe ve ebeveynlerin dikkatini çekmek amacıyla
kullanılan bir yöntemdir.
Öfke kontrolü problemi yaşayan çocukların bu durumu psikolojik bir soruna işarettir.
Genelde iç kontrolünde eksiklik yaşarlar ve böylece içlerindeki öfkeyi kontrolsüz bir
şekilde dışa vurmaya meyillidirler.

Tikler

Tik bir kas kümesinin istemsiz ve düzensiz aralıklarla yinelenen hareketleridir.
Genellikle 6-15 yaş arasında sıklıkla görülür. Örneğin göz kırpma, dudak oynatma,
kaş kaldırma, boyun bükme, omuz oynatma ve benzeri biçimde olur. Zamana ve
koşullara göre sıklığı ve şiddeti değişkenlik gösterir. Tiklerin nedeni kesin olarak
bilinmemektedir. Tiklerin merkezi sinir sistemindeki bozukluk sonucu ortaya çıktığı ya
da ruhsal bir bozukluğun belirtisi olduğu kabul edilmektedir.

Hiperaktivite

Hiperaktivite bozukluğunun en belirgin özellikleri çocuğun çok hareketli olması,
isteklerini erteleyememesi ve dikkatini toparlayamaması.
Hiperaktif çocuklardan uzun süre oturmalarını, sessiz ve sakin durmalarını istemek
onlara büyük rahatsızlık verir. Aşırı hareketli olan çocukların hareketlilik düzeylerinin
incelendiği çalışmalarda normal çocuklara göre bu davranışları 2-8 kat daha fazla
gösterdikleri bulunmuştur. Çoğu zaman evde ve sınıf ortamında ‘göze batan çocuk’
durumuna düşerler. Oysaki hiperaktif çocuklar sosyal ve zeki oldukları gibi, yaratıcı
fikirlere de sahiptirler.

Organizasyon, planlama ve zamanlama becerileri

Yetişkinlerde doğru zamanlama günlük hayatımızı planlamamızda ne kadar önem
taşıyorsa, çocuklarında özellikle ilkokul çağında zamanlama becerisini geliştirmesi bir
o kadar önemlidir.
Çocuklar özellikle okul, ev ve sosyal alanlarındaki sorumluluklarını benimsemede ve
önceliklerini belirlemede zorluk yaşarlar. Düzensiz olmaları, okul eşyalarına sahip
çıkamamaları, defterlerini düzensiz kullanmaları, ödevlerini zamanında
bitirememeleri, zamanında hazırlanamamaları, sabahları uyanmakta zorluk
çekmeleri, işlerini önem sırasına göre düzenleyememeleri gibi.
Sadece zamanı planlamayı değil, zamanı daha etkili kullanabilmeyi öğrenmeleri
onlara hayat boyu fayda sağlar.

Kaygı

Kaygı kişinin kendisini iç ve dış dünyasında tehlike olasılığı ya da kişi tarafından
‘tehlikedeyim’ olarak algılanıp yorumlanan bir duygudur. Kişi kendisini bir alarm
durumunda ve sanki her an bir şey olacakmış gibi bir duygu içinde hisseder.
Kaygı sorunları olan çocuklar genelde kolay endişelenirler ve her şeyden tedirgin
olurlar. Anne babadan uzak kalmak istemezler, gece yalnız yatamaz ya da evde oda
dan odaya geçemezler. Bazılarında da okula gitmek istememe gibi davranışlar
gözlemlenir. Genellikle yeniliklere ve değişikliklere olumlu yaklaşmazlar. Çocuğun
fazla kaygılı olması dikkatini ve sosyal ilişkilerini olumsuz yönde etkileyeceğinden
kaygı bozuklukları dikkatle üzerinde durulması gereken bir durumdur.

İnce- kaba motor becerileri

Motor kelimesi anlam olarak ‘hareket’i ifade eder. Motor becerileri insanın hayatı
boyunca devam eden bir süreçtir. Kaba motor örneğin ayakta durmayı, dengeli
yürümeyi ve koşmayı, zıplamayı, isabet vuruş ve atışı gibi becerileri temsil eder. İnce
motor ise eli ve ayağı kullanma becerileri ile nesne becerilerini kapsar. Tutma,
kavrama, yazma, yırtma, çizme, yapıştırma, kesme gibi beceriler örnek olarak
gösterilebilir. İnsanın gelişimi, sürekli olmakla birlikte bu sürekliliğin hızı her yaşta
farklılık gösterir. Örneğin okul öncesi dönemde çok hızlı bir büyüme süreci yaşanır.
Her gelişim evresi, diğer evrelerden farklı bir hızda gelişir. Bu nedenle erken yaşta
motor becerilerin geliştirilmesi ve desteklenmesi önemlidir.

Beden algısı

Beden algısı, bireyin kendi bedeninin nasıl göründüğü ve başka insanların onun
bedenini nasıl gördükleri hakkındaki düşünceleridir. Beden algısının gelişiminde etkili
olan birçok faktör vardır: bebeklik döneminden itibaren beslenme alışkanlıkları,
gelişim süreçlerinin özellikleri, anne baba tutumları, akran grupları, medya gibi
Kişinin bedeniyle barışık olması, kendini sevmesi, erken ergenlik döneminden
itibaren oldukça önemlidir. Beden algısının olumlu gelişimi kişinin kaygı durumunu,
özgüvenini, sosyal ve dolayısıyla akademik hayatını da pozitif yönde etkileyecek en
önemli faktörlerden biridir.