Dikkat eksikliği olan çocuk

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), dikkat eksikliği (dikkatin kolayca dağılması, odaklanma ve dikkati sürdürme) ile dürtüsellik (tepkisellik, fevrilik, sabırsızlık, dürtüleri kontrol edememe) ve aşırı hareketlilik (kıpır kıpırlık, uzun süre yerinde duramama, içsel huzursuzluk) belirtilerinin, kişinin yaşamının en az bir alanında işlevselliğini ve gelişimini bozduğu nörogelişimsel bir bozukluktur (Amerikan Psikiyatri Derneği, APA, 2013). Her insan, yaşamın belli dönemlerinde bu tür problemler yaşayabilir, ancak DEHB’si olan bireylerde bu sorunlar daha şiddetli, derin ve uzun solukludur. Bu nedenle, düzgün ele alınmadığında yaşamın sosyal, duygusal, akademik ve kariyer gibi pek çok alanında birtakım güçlüklere ve incinmelere neden olur. Bunlar, benlik saygısında bozulma, ilişki problemleri, duygu denetim zorluğu gibi yaşamın kalitesini olumsuz yönde etkileyen sorunlar olabildiği gibi davranım bozukluğu, öğrenme güçlükleri, kaygı bozuklukları, depresyon/duygudurum, alkol-madde ve teknoloji bağımlılığı gibi psikiyatrik bozukluklar da olabilir (Ercan ve Aydın, 2011; Sadock, Sadock ve Ruiz, 2016).

DEHB, erkek çocuklarında kız çocuklarına göre daha fazla görülmektedir. Ancak bunun nedeni, toplumsal rollerin kız ve erkek çocuklarını farklı açıdan sosyalleştirmelerinden kaynaklanıyor olabilir. Yani, aşırı hareketli olmayan dikkat eksikliği baskın görünümlü kız çocuklarında tanı daha çok atlanır. Nitekim, DEHB tanısı konması için aşırı hareketlilik her zaman aranmaz. Dikkat eksikliği ön planda olanlar, aşırı hareketliliğin tam tersi ağırkanlı, yavaş, dalgın, hayalci ve dağınık bireyler olabilirler (Ercan, 2015).

DEHB beyin yönetim sistemiyle (yürütücü işlevler) ilgili çok boyutlu bir bozukluktur (Brown, 2009). Günümüze dek yapılan çalışmalar daha çok genetik kökenli olduğu yönündedir. Anne babanın hatalı tutumları, zeka yüksekliği/düşüklüğü ya da beslenme şekli, DEHB oluşmasına neden olmaz, yalnızca ek klinik görünümler kazandırabilir (Ercan, 2015). DEHB’nin farkedilme yaşı genellikle yürümeyle birliktedir ancak kesin tanı için öz-kontrol gerektiren ilkokul yılları beklenilir. DEHB yaşam boyu süren bir bozukluktur. Genelde hiperaktivite yaşla birlikte azalsa bile dikkatsizlik ve dürtü denetim sorunlarının devam ettiği bilinmektedir (Sadock ve ark., 2016).

Dikkat eksikliği olan bireyler gündelik hayatta, “dağınık, unutkan, plansız, istikrarsız, son ana bırakan, erteleyen, kaytaran, odaklanamayan ya da şaşırtıcı bir biçimde sevdiği bir aktivite karşısında aşırı odaklanan” olarak çevreleri tarafından anılırlar (Sadock ve ark., 2016). Özellikle sorumluluk ile ilgili bir konuda odaklanmada güçlük, verilen görevleri ve ödevleri hatırlayamama, bağlı kalamama ve uzun soluklu projeleri tamamlayamama, kolayca dikkatin dağılması belirtileri ile kendini gösterir. Genelde sevdikleri ve ilgilendikleri bir alanda aşırı odaklanma gösterirler. TV ya da internet karşısında saatler geçiren bir çocuğun, ödev yaparken 5-10 dakika bile oturamaması ailelerin anlam veremediği bir özelliktir (Sürücü, 2016). Bunun nedeni de beynin kimyasalları ile ilişkilidir (Brown, 2009). Çoğu zaman garip bir kayıtsızlık duygusuyla, sanki akılları başka yerde ya da söylenenleri dinlemiyor görünümü verirler. Sıklıkla maymun iştahlılardır. Yeniliği çok severler, bir etkinliği tamamlamadan öbürüne geçerler. Bu nedenle yarım bırakılmış kurslar, etkinlikler, projeler ile doludur hayatları. Sıklıkla eşyalarını, okul araç ve gereçlerini bir yerde unutur veya kaybedebilirler. Günlük etkinliklerinde de sıklıkla unutkandırlar. İşleyen bellek sorunları nedeniyle dikkatlerini başka bir uyaran böldüğünde yani araya bir şey girince ne söyleyeceğini ya da o an mutfağa neden geldiğini hatırlamayabilir ancak uzun süreli bellekleri iyi olduğu için hiç beklenmeyen küçük bir detayı size hatırlatabilir.

Hiperaktivite ya da aşırı hareketlilik, “motor takılmış gibi” sürekli gezinme, kıpır kıpır olma ihtiyacı, yerinde duramama ya da otururken huzursuzlanma, uygunsuz ortamlarda koşuşturma, çocuklarda bir yerlere tırmanma ve sürekli hareket halinde olma şeklinde kendini gösterir (Sadock ve ark., 2016). Dürtüsellik ise, bir davranışın sonucunu düşünmeksizin harekete geçme, sabırsızlık, başkalarının sözünü kesme ile kendisini gösteren bir ataklık halidir (Ercan & Aydın, 2011). Normalde insanlar harekete geçmeden önce düşünme eğilimi gösterirler. DEHB’si olanlar ise önce yapıp sonra düşünürler (Ercan, 2015). Bu telaşlı hal pek çok kararın yanlış alınmasına yol açar. DEHB’si olanlar yaşıtlarına göre daha riskli, heyecanlı, tehlikeli ve kaza yaratan durumlara girme eğilimi gösterirler. Aşırı hareketlilik ya da tez canlılık zeka ile ilişkili değildir, zihinsel beceri kapasitesi ile DEHB farklı alanlardır.

Tüm bu görünümlere ek olarak, DEHB derecesine bağlı olarak, işitsel algı, görsel algı problemleri, görsel-uzamsal problemler, sakarlık ve dengesizlik gibi motor koordinasyon problemleri, sağ-sol ayrımı, yer-yön bulmada güçlükler, bellek ve zamanlama ile organizasyon problemleri gibi yürütücü işlev sorunları yaşarlar (Fliers ve ark., 2010; Kılıç, 2005; Swanson ve ark., 1998).

DEHB’nun tedavisinde en iyi sonuçlar, medikal ve psiko-eğitimsel yaklaşımların bütünleştirilmesi ile elde edilir. Ancak tüm bu yaklaşımların başarısı, tedavide rol oynayan ortakların işbirliği kalitesine bağlıdır. Etkili psiko-eğitimsel yaklaşımlardan biri de Listening Fitness (LIFT) Ses Uyarım (Sound Stimulation) Terapileridir.

LIFT Dinletileri ve DEHB
LIFT gibi ses ya da müzik uyarımı ile sağlanan odyo-psiko-fonolojik yöntemler, her yaş grubundan bireylerin dinleme becerilerini geliştirirken, iletişim, anlama, algılama, sosyalleşme, dikkat ve öğrenme faaliyetlerini de artırır (Tatum, Oelfke ve McCauley, 2004). Pek çok DEHB çocukların duyma problemi olmasa da dinleme becerileri zayıftır. Örneğin çevresel seslere karşı aşırı duyarlıdırlar. Filtrelendirme yapamadıkları için düşük-frekanslı çevresel seslerden çok kolay etkilenir ve dikkatleri dağılır. Müzik bir tür kulak jimnastiği sağlar. LIFT ile hem hava yoluyla (air-conduction) orta kulak kaslar eğitilip, hem de kemik yoluyla (bone-conduction) bedensel dinleme becerileri arttıkça, DEHB’li çocuklar, çevresel ve uğultulu sesleri dışlayabilir ve konuşma sesi gibi yüksek-frekanslı seslere daha rahat odaklanabilirler. LIFT dinletileri ile öğrenme üzerinde etkili sağ-kulak liderliği kazanılır. Sağ-kulak baskınlığı, ses ve konuşma becerilerini etkileyen yükseklik, tını, ritim, perde, cümle akışı ve duygu kontrolü gibi parametreleri sağlar. DEHB’de görülen hiperaktivite aynı zamanda bir vestibular/hareket sistemi düzensizliğidir. Dinleme becerileri arttıkça, kas kontrolü, beden dengesi ve koordinasyonu da sağlanır. Beden duruşu, psikomotor kas faaliyetleri, zamansal algı ve yer-yön duygusu gibi uzamsal beceriler, dinleme becerilerine bağlı olarak gelişir. Ayrıca müziğin doğal temposu (a steady beat) harmonik bir ritim duygusu geliştirir bu da DEHB gibi çocuklarda eksik olan içsel güvenlik hissiyatını artırır. İçsel güvenlik ihtiyacı karşılanan çocuklar sakinleşir, huzursuzlanmaları azalır, uyumluluk gösterirler. Müziğin akışına kendilerini bırakarak ve daha az öfke, inatlaşmalar ve karşı gelmeler yaşarlar. Tüm bu gelişmeler, davranışlarında kontrolsüz, duygusal dalgalanmaları olan, dengesiz ve çocuksu algılanan DEHB’li çocukların psikolojik olgunlaşma ve kişilik gelişimlerine uygun zemin hazırlar.

Özetle, DEHB aşırı hareketlilik, kısa dikkat süresi ve ataklıkla ilişkili sürekli bir bozukluktur. Yaşamın pek çok alanında çeşitli zorluklara neden olmaktadır. Her bireyde aynı düzeyde ve aynı şekilde görülmez. Bu nedenle medikal tedavi içerikleri ve psiko-eğitimler kişiye özeldir. DEHB tedavisinde etkili olan psikoeğitimsel yaklaşımlarından biri LIFT ses uyarım terapileridir.

Dr. Russel Barkley tarafından ailelere Önerilen 10 Kural (Barkley, 2014)

  1. Kurallar koyduğunuz zaman bunların çok spesifik olmasına dikkat edin ve onları yazıp asın.
  2. Ödülleriniz çocuk için anlamlı ve güçlü ödüller olsun.
  3. Sık sık geri bildirim verin, çocuğunuza onun ne yaptığının farkında olduğunuzu gösterin.
  4. Çocuğunuza beklentileri ve planları konusunda yardım edin.
  5. Çocuğunuzun iyi günleri olabileceği gibi kötü günleri de olabileceğini göz önünde bulundurun.
  6. Olumsuzluklar, yapamadığı şeyler ve cezalar hakkında odaklanmaktan ziyade olumlular üzerinde odaklanın.
  7. Bir karakter sorunuyla değil biyolojik bir sorunla mücadele etmekte olduğunuzu daima akılda tutun.
  8. Çok konuşup nasihat vermeyin, davranışlarınız daha öğretici olacaktır.
  9. Espri anlayışınızı kaybetmeyin ve sabırlı olun.
  10. Kendiniz ve çocuğunuza karşı hoşgörülü olun. Bu işte birliktesiniz ve elinizden geleni yapıyorsunuz.

KAYNAKÇA

  • American Psikiyatri Derneği. (2013) Diagnostic and statistical manual of mental disorders (DSM-V), (5th ed). Washington: American Psychiatric Association.
  • Barkley, R. A. (Ed.). (2014). Attention-deficit hyperactivity disorder: A handbook for diagnosis and treatment. Guilford Publications.
  • Brown, T. E. (2009). ADD/ADHD and impaired executive function in clinical practice. Current Attention Disorders Reports, 1(1), 37-41.
  • Ercan, E. S. (2015). Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu. (16.baskı). İstanbul: Doğan Yayıncılık
  • Ercan, E. S., & Aydın, C. (2011). Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu. Ben Hasta Değilim: Çocuk Sağlığı ve Hastalıklarının Psikososyal Yönü (Ed. A. Ekşi) (2.basım). ss. 165-181. İstanbul: Nobel Yayıncılık
  • Fliers, E. A., de Hoog, M. L., Franke, B., Faraone, S. V., Rommelse, N. N., Buitelaar, J. K., & Nijhuis-Van der Sanden, M. W. (2010). Actual motor performance and self-perceived motor competence in children with attention-deficit hyperactivity disorder compared with healthy siblings and peers. Journal of Developmental and Behavioral Pediatrics, 31(1), 35-40.
  • Kılıç, B. G. (2005). Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğunun nöropsikolojisine ilişkin kuramlar ve araştırmalar. Türk Psikiyatri Dergisi, 16(2), 113-123.
  • Sadock, B.J., Sadock, V. A., & Ruiz, P. (2016). Kaplan & Sadock Psikiyatri Davranış Bilimleri/Klinik Psikiyatri. (11.basım) (A. Bozkurt çeviri ed.). Ankara: Güneş Kitabevi (orj. basım 2015).
  • Sürücü, Ö. (2016). Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) (2.basım). Ankara: Bilgi Yayınevi
  • Swanson, J. M., Sergeant, J. A., Taylor, E., Sonuga-Barke, E. J. S., Jensen, P. S., & Cantwell, D. P. (1998). Attention-deficit hyperactivity disorder and hyperkinetic disorder. The Lancet, 351(9100), 429-433.
  • Tatum, J. M., Oelfke, J. K., & McCauley, C. P. (2004). Tomatis-assisted speech therapy. Discovering More About the Ear and Life Through Tomatis Method Research, 37-42

Yorum Yazınız

nineteen + four =